Doğanın bereketli topraklarında yetişen, kışın taze taze sofralara ulaşan Suluova soğanı, bu yıl da hasadının heyecanını yaşatıyor. Coğrafi işaret tescili sayesinde bu özel soğan türü, sadece Amasya’yı değil, tüm Türkiye’nin damak tadına düşkün kesimlerini kazandırıyor. Bu yılın hasadı, 100 yıllık bir emeğin ve coğrafi çeşitliliğin bir sonucu olarak, pazarda büyük bir ilgiyle karşılanıyor.

Suluova’nın verimli topraklarında 4 bin 200 dekar arazide gerçekleştirilen ekim, 15 bin ton civarında bir rekolteye işaret ediyor. Soğanlar, tarlada kilosu 15 TL’den alıcı buluyor ve bu durum, yerel ekonomiye önemli katkılar sağlıyor. Çiftçiler, soğanların 6 aylık raf ömrü sayesinde, kış aylarında sofralara taze ve lezzetli bir alternatif sunuyor. Bu durum, soğan hasadını sadece bir ürün yetiştirme eylemini aşarak, bir değer yaratma sürecine dönüştürüyor.

Tarım işçileri, soğan hasadının getirdiği zahmetlere rağmen, bu işin kendileri için hayatın anlamı olduğunu vurguluyor. Tarım işçisi Fatma Börek, “Soğan bizim için hayatın tadı gibidir. Tuzun yanında eş kardeşi gibi bir şeydir. Hasadı çok zahmetlidir” diyerek, bu sobanın sadece bir besin maddesi olmadığını, aynı zamanda bir kültürel ve ekonomik değer taşıdığını ifade ediyor. Bu durum, Suluova soğanının sadece lezzetli olmasının yanı sıra, yerel halkın yaşam tarzına ve değerlerine de dokunduğunu gösteriyor.