Dünyanın dört bir yanındaki siyasi manzaralar, temel bir dönüşümün habercisi: Atlantik’in yeniden şekillenmesi. Tarihi boyunca ABD ve İngiltere tarafından şekillenen bu dünya düzeni, günümüzde iki kutba ayrışma ve yeni ittifaklar ile birlikte yeniden tanımlanıyor. Bu değişim, 1991’deki Doğu Avrupa ülkelerinin NATO’ya katılımıyla başlayan 2.0 aşamasından, günümüzdeki 3.0’a doğru bir geçiş olarak değerlendirilebilir.
Atlantik 3.0’ın belirgin özelliği, ABD’nin Atlantik içindeki yalnızlaşmasıdır. Bu durum, ekonomik rekabetlerin ve farklı stratejik hedeflerin bir sonucudur. Çin’le artan rekabet, ABD’nin “gümrük duvarı” gibi önlemleri almasına neden olurken, Donald Trump döneminde derinleşen bu trend, ‘müttefiklere ticaret savaşı’ olarak da adlandırılmıştır. Bu durum, Atlantik 2.0’da büyük bir kırılma yaratmış, ABD’nin Batı Yarım Küre’ye egemen olma hedeflerini (Donroe Doktrini) ve hatta Grönland’ı da içeren bölgesel genişleme çabalarını ortaya koymuştur. Bu doktrin, Avrupa’daki ABD askerlerinin sayısını azaltma ve yük paylaşımını artırma stratejisine de zemin hazırlamaktadır.
Bu yeni durum karşısında, Atlantik ülkeleri farklı stratejiler geliştirmeye çalışmaktadır. Kanada, özellikle AB ile daha yakın işbirliğini hedeflemektedir. ‘Ortak Üyelik’ modeli önerisi, AB-Kanada zirvesinde tartışılacak ve Trump’ın tepkisiyle dikkat çekmektedir. Kanada, AB ile savunma sanayiinden enerjiye, teknolojiye kadar birçok alanda işbirliğini derinleştirmek, AB’nin Avrupa İçin Güvenlik Eylemi (SAFE) girişimine katılmak ve İngiltere öncülüğündeki Müşterek Sefer Kuvveti’ne (JEF) dahil olmak gibi adımlar atmaktadır. JEF, İngiltere, Danimarka, Estonya, Finlandiya, İzlanda, Letonya, Litvanya, Hollanda, Norveç ve İsveç gibi ülkelerden oluşmakta olup, bir yandan NATO içinde ‘küçük NATO’ görüntüsü vermekte, diğer yandan İngiltere’nin Avrupa içindeki ‘küçük Avrupa’ ittifakı olarak da değerlendirilmektedir.
Bu karmaşık manzaranın merkezinde, İngiltere’nin liderliğindeki Küresel Savaş Uçağı Programı (GCAP) yer almaktadır. Bu program, İngiliz BAE Systems, İtalyan Leonardo ve Japon Mitsubishi Heavy Industries gibi büyük şirketlerin ortaklığıyla yeni nesil bir ‘hayalet avcı’ uçağının geliştirilmesini hedeflemektedir. Bu durum, Atlantik’te yeni bir jeopolitik harita çiziminin başlangıcı olabilir mi? Zaman gösterecek.”}