Sözcü TV’de Can Coşkun’un konuğu olan Gündemar Araştırma Başkanı Prof. Dr. Tamer Bolat, son anket verilerini değerlendirerek çarpıcı tespitlerde bulundu. Yapılan araştırmalar, özellikle CHP’li büyükşehirlerdeki hassas operasyonların, seçmen davranışlarını ciddi şekilde etkilemediğini, aksine toplumun büyük bir kesiminin (yüzde 56) bu gelişmeleri doğrudan ‘siyasi’ bir aktüellik olarak algıladığını gösteriyor. Bu durum, seçmenlerin mevcut eğilimlerini etkileme potansiyeli taşıyan faktörlerin, seçmen tercihlerini şekillendirmede beklenen kadar güçlü olmadığını işaret ediyor.

Anket sonuçları, CHP’nin hem milletvekili hem de cumhurbaşkanlığı seçimlerinde mevcut liderliğini sürdürmeye devam ettiğini ortaya koyuyor. Ancak, partinin oy oranında gözle görülür bir artış yaşanmamış, nispeten istikrarlı bir seyir izlemiştir. Prof. Dr. Bolat’ın aktardığına göre, CHP’nin oy oranı daha önce yüzde 37 civarında ölçülürken, son anketlerde bu değer yüzde 36’yı bulmuştur. Bu durum, seçmen davranışlarında küçük değişikliklerin mevcut durumu belirlemede önemli rol oynadığını gösteriyor.

Cumhurbaşkanlığı seçimlerine ilişkin senaryolarda ise muhalefet adaylarının öne çıktığı görülmüş. Özellikle İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Erkem İmamoğlu, ilk turda yüzde 32 ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın neredeyse 8 puan gerisinde yer almıştır. Benzer şekilde, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş da ilk turda yüzde 31 ile Erdoğan’a karşı yarışmış, ancak Erdoğan’ın yüzde 26’lık oy oranına yaklaşamamıştır. Bu sonuçlar, İmamoğlu ve Yavaş’ın seçmen kitlesinde önemli bir destek potansiyeli olduğunu, ancak Erdoğan’ın hala güçlü bir liderlik imajına sahip olduğunu da ortaya koymaktadır.

Anket, özellikle ikinci turda olası bir ikilinin aday olması durumunda muhalefet adayının oy oranının yüzde 57-58 aralığında ulaşabileceğini öngörmüştür. Bu tahmin, seçmenlerin tercihlerinin değişme potansiyelini ve seçim sonuçlarının değişkenliğini vurgulamaktadır. Ayrıca, toplumun yüzde 53-55’inin erken seçim yapılmasını istediği ve bu talebin ağırlıklı olarak muhalif seçmenden kaynaklandığı belirtilmiştir. Ekonomik zorluklar ve siyasi gerginliklerin bu beklentiyi desteklediği vurgulanarak, seçmenlerin oy verme davranışlarının, genel sosyo-ekonomik ve politik koşullarla yakından ilişkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır.