Ekonomik arenanın derinliklerinden yükselen bir sismik olay, yatırımcıların gözünü korkuturken YENİ Parti İstanbul Milletvekili Özgür Karabat, bu durumun ardındaki nedenleri ve alınması gereken önlemleri tartışırken önemli bir değerlendirme yaptı. 130 fonun tasfiye sürecine ilişkin yaptığı açıklamada, ‘Fon krizi bugün başlamadı, bugün yalnızca patladı’ diyerek, 10 aydır uyarılara rağmen etkili bir denetim yapılmadığını sert bir dille ifade etti.
Karabat, bu durumun sadece 700 binden fazla yatırımcının portföyünü etkilemekle kalmadığını, aynı zamanda 900 milyar liraya yaklaşan bir ekonomik gücün de tehlikeye girdiğini vurguladı. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in konuya işaret ettiği manipülasyon iddiaları ve Finansal İstikrar Komitesi’nin konuyu gündemine alması, sorunun derinliğini ortaya koyarken, aynı zamanda 10 aydır bu risklerin tespit edilmemiş olması üzerine ciddi eleştiriler de beraberinde getirdi. ‘Denetimler ne zaman başladı? Hangi riskler tespit edildi ve hangi tedbirler alındı?’ soruları, yatırımcıların ve uzmanların dilinden düşmüyor.
Sektörün büyüklüğü dikkat çekici bir veriyle desteklendi: Portföy yönetim şirketlerinin yönettiği toplam varlık, 30 Haziran 2026 itibarıyla yaklaşık 14,6 trilyon liraya ulaşıyor. Bu durum, fon sektörünün ekonomiye olan etkisini ve yatırımcıların ilgisini gözler önüne seriyor. Tera Portföy ve Pusula Portföy gibi önde gelen şirketlerin açıkladığı kârlar da bu büyük varlığın gücünü daha da pekiştiriyor. Ancak bu ekonomik gücün, kontrolsüz bir şekilde yönetilmesi durumunda yol açabileceği riskler de aynı oranda artıyor.
Karabat, ‘Yatırımcının ilk beklentisi güvendir’ diyerek, fon krizinin sadece maddi kayıplarla sınırlı kalmadığını, sermaye piyasalarının güvenilirliğine de büyük bir darbe vurduğunu belirtti. Borsada yaşanan satışlar, fonlardan yoğun para çıkışı, tasarruf sahiplerinin döviz ve altına yönelmesi gibi gelişmeler, yatırımcıların güvenini sarsmış durumda. Bu krizin siyasi hesaplarının verileceği, sorumlu tutulacağı vurgusu, ekonomik istikrarın sağlanması için alınması gereken önlemlerin aciliyetini bir kez daha ortaya koyuyor.”}’>çıkın, fonlara yatırım yapın, sermaye piyasalarına gelin’ deniliyor. Ancak yatırımcının en temel beklentisi getiri değil, önce güvendir. Bu kriz para kaybettirmekle kalmadı, sermaye piyasalarının güvenilirliğine de ağır darbe vurdu. Sorumlular bunun siyasi hesabını verecek