Türkiye Büyük Millet Meclisi, Kahramanmaraş’ın Onikişubat ilçesi’ndeki Ayser Çalık Ortaokulu’nda meydana gelen trajik olayın ardından yoğun bir tartışma ortamına girdi. EMEP Gaziantep Milletvekili Sevda Karaca, Adalet Bakanı Akın Gürlek’in bu olayla ilgili vereceği yanıtı bekleyen soru önergesini, Meclis’te bir meşru talebi haykırmaya dönüştürdü. 15 Nisan’da hayatını kaybeden 9 öğrenci ve 1 öğretmenin yanı sıra 15 yaralı öğrencinin acısını dile getirerek, soruşturmanın derinlemesine yapılması için önemli eleştirilerde bulundu.
Karaca’nın önergesinde, saldırının sadece failin eylemiyle açıklanamayacağı, kurumların ve sistemin de sorumluluğunu üstlenmesi gerektiği vurgulandı. Özellikle, okul rehberlik servisiyle failin 32 kez bireysel görüştüğü, bu görüşmelerin içeriğinin ve alınan tedbirlerin belirlenememesi, büyük bir eksiklik olarak değerlendirildi. Ayrıca, ‘korunmaya muhtaç çocuk’ kapsamında değerlendirme yapılmaması ve 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 6’ncı maddesi uyarınca gerekli bildirimlerin yapılmaması da ciddi bir ihmal olarak gösterildi. Okul yöneticilerinin ve İl Milli Eğitim Müdürlüklerinin, risk işaretlerinden haberdar olup olmaması, soruşturmaların yürütülüp yürütülmemesi ve sorumlulukların belirlenmemesi gibi konular, önergede detaylı bir şekilde sorulmuş.
Önergede, saldırının failinin emniyet bünyesindeki psikologlarla görüşmeleri ve bu görüşmelerden elde edilen bilgilerin okul, Milli Eğitim Müdürlüğü veya adli makamlara aktarılıp aktarılmaması gibi hassas noktalar da ele alındı. 13 yaşındaki çocuğun emniyet bünyesindeki atış poligonuna götürülerek ateşli silah kullanmasına izin verilmesi ve bu konuda başlatılan soruşturmanın akıbeti, Meclis’te merakla takip ediliyordu. Çocuğun emniyet bünyesinde görev yapan psikologların, fail hakkında elde ettiği bilgileri aktarması veya aktarmaması da önemli bir tartışma konusu haline getirildi.
Karaca’nın önergesindeki sorular, sadece failin sorumluluğunu tespit etmekle kalmayıp, aynı zamanda eğitim sistemindeki güvenlik açıklarını kapatmak ve benzer trajedilerin yaşanmaması için bir uyarı niteliğindeydi. Meclis’te bu soruların sorulması, sistemin bütünlüklü bir şekilde değerlendirilmesi ve gerekli reformların yapılması için bir fırsat sunması bekleniyordu. Soru önergesinin TBMM gündemine taşınması, toplumun acısını dile getirme ve hesap verebilirliği sağlama çabası olarak da değerlendirilecekti.