Dünya genelinde kadınların güçlenmesi ve eşitliğin sağlanması, Birleşmiş Milletler Kadın Birimi'nin (UN Women) son raporuna göre, bugünkü hızda devam edilirse 171 yıl daha sürecek. Rapor, BM'nin 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri'nin tüm alanlarında kadınların katılımıyla elde edilebilecek büyük iyileşmelerin altını çizse de, mevcut durumun acil bir müdahale gerektirdiğini açıkça ortaya koyuyor. Rapor, yalnızca son yılda 316 milyon kadının şiddet mağduru olduğunu ve 2030'a kadar 1,1 milyar kadının gıda güvencesizliğine maruz kalabileceğini göstererek, bu durumun sadece bir insanlık trajedisi olmadığını, aynı zamanda küresel kalkınma hedeflerine ulaşmanın önündeki en büyük engellerden biri olduğunu vurguluyor.
Rapor, kurumsal mekanizmaların yetersiz desteği ve finansman eksikliği ile de karşı karşıya olduğunu gösteriyor. Üçte birinin yetkileri azaltılmış, dörtte birinin bütçeleri kesilmiş ve onda biri tamamen finansal kontrolünü kaybetmiş durumda. Bu durum, toplumsal cinsiyet eşitliği projelerine ayrılan kaynakların azalmasıyla birlikte, kadınların güçlenmesi ve karar alma süreçlerine katılımının önündeki en büyük engel olarak öne çıkıyor. 2021'den beri en düşük seviyeye gerileyen bu finansman, özellikle kadın hakları örgütlerine sağlanan destekleri olumsuz etkilemiş durumda.
Raporun çarpıcı verileri, siyasi arenadaki adaletsizliği de gözler önüne seriyor. Dünyanın altıdan ondan fazlasında erkek liderler bulunurken, kadınların siyasi pozisyonlarda temsil oranı alarm verici seviyelerde. Siyasi makamlara aday olmanın maliyeti, birçok kadının süreçten dışlanmasına neden oluyor; bazı ülkelerde her 10 adaydan 8'i kamusal şiddetle karşı karşıya kalıyor. Ayrıca, kadınlar kabine pozisyonlarında orantısız bir şekilde yetersiz temsil ediliyor; savunma ve maliye bakanlıkları çoğunlukla erkeklere ait.
UN Women İcra Direktörü Sima Bahous, “Kanıtlar açık: Kadınlar liderlik ettiğinde toplumlar güçleniyor, ekonomiler daha dirençli hale geliyor ve herkes için daha iyi sonuçlar elde ediliyor” diyerek, toplumsal cinsiyet eşitliğinin sadece kadınlar için değil, tüm insanlık için hayati önem taşıdığını vurguluyor. Bu rapor, dünya liderlerine eşitlik için acil ve kararlı adımlar atmaları çağrısında bulunuyor. Şirketlerdeki üst düzey yöneticilerin temsili oranı da yalnızca %6 seviyesinde iken, yargı mercilerinin ve küresel ekonominin şekillenmesinde kadınların rolünün daha fazla artırılması gerekiyor. Bu, sadece adalet ve eşitlik değil, aynı zamanda daha sürdürülebilir ve dirençli bir geleceği inşa etmek için de kritik bir adımdır.”} çatı tabiriyle. 2030'a kadar 1,1 milyar kadın ve kız çocuğunun hala gıda güvencesizliği yaşayacağı tahmin ediliyor. Rapor, kadınların birçok alanda temsiline ve karar alma mekanizmalarına katılımına yönelik çarpıcı veriler ortaya koydu. Buna göre, dünyada her yedi ülkeden altısı erkek liderler tarafından yönetiliyor. Rapor, siyasi makamlara aday olmanın maliyeti oldu. Buna göre siyasi makam için aday olmanın maliyeti, ülkenin kişi başına düşen ortalama gelirinin 100 katını aşabiliyor. Bu durum, daha yarış başlamadan çok sayıda kadının süreçten dışlanmasına yol açıyor. Bazı ülkelerde siyasi makamlara aday olan her 10 kadından 8'i, kamusal yaşamda şiddetle karşı karşıya kalıyor. Kadınlar kabineye girmeyi başardıklarında ise güvenlik ve ekonomik açıdan en fazla yetki sağlayan bakanlıklardan orantısız biçimde uzak tutuluyor. Savunma bakanlarının yaklaşık 10'da 9'u, maliye bakanlarının ise 10'da 8'inden fazlası erkeklerden oluşuyor. BM Kadın Birimi İcra Direktörü Sima Bahous, konuyla ilgili şu değerlendirmede bulundu: