Lüksemburg’un kuzey kesimlerinde, Holztum bölgesinde metal dedektörleriyle yapılan amatör bir arama faaliyeti, tarihin sayfalarını yeniden yazacak bir buluşla sonuçlandı. Um Rank alanında tesadüfen ortaya çıkan ilk 38 adet altın sikke, uzman arkeologların müdahalesiyle bir keşfe dönüşerek, antik çağlara ait önemli bir hazineye dönüştü. Ulusal Arkeolojik Araştırma Enstitüsü’nün 2024 yılına kadar süren titiz kazı çalışmaları sonucunda, Roma İmparatorluğu dönemine ait kalıntılar arasında 141 adet altın solidus gün ışığına kavuştu.

Bu muazzam hazine, MS 362 ile 402 yılları arasında basılan ve yaklaşık 322 bin dolar değerini taşıyan altın sikketelerden oluşuyor. Lüksemburg Kültür Bakanlığı tarafından derhal koruma altına alınan bu koleksiyon, ziyaretçilerini büyüleyen ve tarih meraklılarını cezbeden benzersiz bir sergiye dönüştürüldü. Ancak bu hazinenin en ilgi çekici yönü, sikketelerin kökeniyle ilgili ortaya çıkan çarpıcı detaylardı.

Araştırmacılar, sikketelerin kökenini Oxford Üniversitesi’nin 14 bin Roma hazinesini içeren geniş veri tabanında incelediklerinde, eşi benzeri görülmemiş yoğunluklu bir buluntuya rastladılar. Bu yoğunluk, 17 sikketenin, günümüzde Kocaeli’nin sınırlarında yer alan antik Anadolu şehri Nikomedia’da (İzmit) basıldığını gösteriyordu. Antik Antakya’dan da getirilen sikketeler, İmparator I. Valentinian tarafından Anadolu’daki birliklere dağıtılan altın hediyelerle birlikte Ren Nehri kıyısına kadar taşınmıştı. Bu bulgu, Roma İmparatorluğu’nun Anadolu’daki askeri faaliyetleri hakkında önemli ipuçları sunuyor.

Keşfin en merak uyandıran noktası ise, sikketelerin basımından yaklaşık 30 yıl sonra, MS 395 civarında neden gizlendiği sorusuydu. Bölgede o döneme ait herhangi bir savaş veya büyük bir krizin yaşanmaması, hazine sahibinin büyük servetini saklamış ve bir daha geri dönmemiş olabileceği ihtimalini güçlendiriyordu. Bu gizemli olay, hazinenin ardındaki hikayeyi daha da meraklı hale getiriyor.”} att:2023-10-27 17:08:35Z