Asya kıtası, küresel iklim değişikliğinin en yoğun hissedilen bölgelerinden biri haline gelirken, bu yılın sonuna doğru ve 2027'nin başlarında meydana gelmesi beklenen El Nino olayıyla karşı karşıya. Pasifik Okyanusu'nun aşırı ısınması, bölgedeki hava sistemlerini derinden etkileyerek rekor sıcaklıklar, şiddetli yağışlar ve kuraklıklar gibi felaketlerin artmasına neden oluyor. Dünya Gıda Programı'nın (WFP) raporlarına göre, bu beklenmedik iklimsel değişimler, yaklaşık 50 milyon insanı acı insani krizlerle yüzleştirebilir. Bu durum, Asya ülkelerini sadece hazırlık çalışmalarını hızlandırmakla kalmayıp, gıda güvenliği ve sürdürülebilirlik konularında stratejik dönüşümlere yönelmeye itiyor.

Hong Kong, sıcaklık rekorları sonrası iş yerlerinde soğutma sistemlerini devreye sokarak çalışanların sağlığını koruma altına aldı. Bu önlemlerin yanı sıra, kurallara uymayan işletmelere ciddi para cezaları uygulanması kararı, iklim risklerinin ciddiyetinin altını çiziyor. Çin yönetimi, ülkenin farklı bölgelerindeki kuraklık ve aşırı yağışlara karşı etkili bir mücadele yürütmek amacıyla 100 günlük bir operasyon başlattı. Bu kapsamda, şehirlerde detaylı “iklim risk haritaları” oluşturulması, potansiyel tehlikelerin önceden belirlenmesini ve risk azaltma stratejilerinin geliştirilmesini hedefliyor. Tayvan ise benzer şekilde, aşırı sıcakların tetikleyeceği acil durum senaryolarını simüle etmek ve halkı bilinçlendirmek amacıyla yoğun tatbikatlar düzenliyor. 40 derecenin üzerine çıkması durumunda devreye giren çevrim içi sistemler, halkı klimalı bölgelere yönlendirerek acil durum hazırlıklarını pekiştiriyor.

Hindistan’da muson yağışlarındaki ani azalma, su kaynakları üzerinde ciddi bir baskı yaratırken, yetkililer 350’den fazla bölgede su koruma altyapısını güçlendirme çalışmalarına başladı. Çiftçilere, az su tüketen ürün yetiştirmeleri teşvik edilerek, su kıtlığına karşı sürdürülebilir tarım uygulamaları destekleniyor. Sri Lanka, son 10 yılın en uzun süreli kuraklığını yaşamakta olup, 160 binden fazla vatandaş içme suyu sıkıntısı çekiyor. Bu kritik durum, ülkeyi tatlı su kaynaklarının tükenmesiyle karşı karşıya bırakırken, Yala Ulusal Parkı’ndaki yaban hayatını korumak amacıyla tankerlerle su taşımaya başlanmış, deniz suyunu arıtma planları ise acil bir çözüm olarak gündeme gelmiş durumda. Güneydoğu Asya’da devam eden çatışmalar ve küresel tedarik zincirindeki aksamalar, gübre fiyatlarını artırarak El Nino’nun tarım üzerindeki olumsuz etkilerini daha da derinleştiriyor. Pirinç veriminin %8 ila %10 oranında düşmesi beklentisi, hükümetleri gıda güvenliğini ulusal güvenlik meselesi olarak değerlendirmeye yönlendiriyor.

Güney Kore, hissedilen sıcaklığın 38 dereceyi aşması durumunda, acil olmayan dış saha çalışmalarını durduracak yeni bir uyarı sistemi başlatırken, Japonya ise 40 dereceyi aşan sıcaklıklar ve beklenen “süper tayfunlar” nedeniyle yüksek riskli alt geçitleri kapatma ve halkı tedbir almaya yönlendirme kararı aldı. Bu önlemler, Asya ülkelerinin iklim değişikliğinin getirdiği zorluklara karşı koyma çabalarının bir parçası olarak değerlendirilebilir. Bu kıta, iklimsel felaketlere karşı hazırlıklı olmayı ve sürdürülebilir çözümler üretmeyi önceliklendirmeli, böylece geleceğe yönelik riskleri minimize edebilir.”}