Türkiye’nin geleceği, genç nüfusunun yapısına ve dinamiklerine bağlı. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) yayınladığı son veriler, bu konudaki önemli eğilimleri gözler önüne seriyor. 2025 yılına ait “İstatistiklerle Gençlik” bülteni, genç nüfusun toplam nüfusa oranını, yaş dağılımını ve geleceğe yönelik projeksiyonlarını detaylı bir şekilde sunuyor.

Buna göre, 2025 yılı itibarıyla Türkiye’nin genel nüfusu 86 milyon 92 bin 168 kişiye ulaşıyor. Ancak, 15-24 yaş aralığındaki genç nüfus, toplam nüfusun yalnızca yüzde 14,8’ini oluşturuyor. Bu oran, 1950’lerdeki yüzde 20,8’lik seviyeden önemli ölçüde azalmış, demografik bir dönüşümün simgesi olarak karşımıza çıkıyor. Bu düşüş, doğurganlık oranlarındaki hızlı gerilemenin bir sonucu olarak değerlendiriliyor.

TÜİK’in hazırladığı senaryolara göre, genç nüfus oranında 2030’lu yıllarda benzer oranın korunması beklenmiyor. Düşük doğurganlık senaryosu, genç nüfus oranının 2030’da yüzde 12,4, 2040’da yüzde 12,0 ve 2060’da yüzde 9,2’ye gerilemesini öngörüyor. Yüksek doğurganlık senaryosu ise bu oranın 2030’da yüzde 14,8’de kalmasını, 2040’da yüzde 12,0 ve 2060’da yüzde 11,1’e yükselmesini tahmin ediyor. Bu projeksiyonlar, Türkiye’nin uzun vadeli demografik stratejilerini şekillendirmede kritik bir rol oynayacak.

Genç nüfusun coğrafi dağılımı da dikkat çekici. ADNKS (Aileleri ve Çocukları Araştırma) sonuçlarına göre, 2025 yılında genç nüfusun en yoğun olduğu il Şırnak (%20,4) oldu. Bu ilin ardından Hakkari (%20,0) ve Siirt (%19,8) yer aldı. Ancak, genel eğilim, genç nüfusun büyük şehirlerden kırsal bölgelere doğru göç etmesi yönünde. İç Göç İstatistiklerine göre, 15-24 yaş grubunun göç etme nedenlerinin başında eğitim yer alıyor. Bu yaş grubundaki gençlerin %448 bin 826’sı eğitim amacıyla, %102 bin 660’ı iş bulmak için ve %79 bin 831’i ise aile fertlerinden birine bağımlı göç nedeniyle hareket ediyor. Bu durum, Türkiye’nin eğitim ve iş piyasasının gelecekteki dinamiklerini etkileyecek önemli bir faktör.

Son olarak, TÜİK verileri, genç nüfusun yaşam beklentisi ve eğitim seviyesi gibi konularda da önemli bilgiler sunuyor. 2022-2024 dönemindeki yaşam beklentisi Türkiye genelinde 78,1 yıl olarak ölçülürken, erkekler için 75,5 yıl ve kadınlar için 80,7 yıl olarak kaydedildi. Ayrıca, yükseköğretim net okullaşma oranları cinsiyete göre farklılık gösteriyor. Erkeklerde bu oran %39,9 iken, kadınlarda %53,0 olarak ölçülüyor. Bu farklılık, eğitim alanındaki fırsat eşitsizliklerinin bir yansıması olarak yorumlanabilir.