Avrupa Birliği, son dönemde Yemen'de yaşanan şiddetli çatışmaların merkez üssü haline gelen bölgede, Husilerin gerçekleştirdiği saldırılarla ilgili olarak resmi bir tutum sergiledi. AB'nin Dış İlişkiler Servisi (EEAS), Husilerin Suudi Arabistan'a yönelik gerçekleştirdiği saldırıları, özellikle de Mekke'ye yapılan hedeflenen saldırıyı 'ciddi şekilde' kınadığını açıkça ifade etti. Bu durum, bölgedeki hassasiyetin ve potansiyel olarak şiddeti tırmandırabilecek eylemlerin ne kadar dikkatli yönetilmesi gerektiğini gösteriyor.
Söz konusu açıklamada, Mekke'nin hedef alınmasının kabul edilemez bir durum olduğu, sivillerin ve sivil altyapının korunmasının temel bir prensip olarak vurguladığı belirtildi. AB, bu tür saldırıların, Yemen'deki çatışmanın yalnızca askeri bir çözümle çözülemeyeceğini ve bölge genelinde istikrarı ciddi şekilde tehdit ettiğini vurguladı. Bu durum, uluslararası toplumun, Husi gruplarının silahlı faaliyetlerini durdurması ve diyalog yoluyla bir çözüme ulaşması yönündeki çağrılarını destekliyor.
AB, Yemen halkına ve hükümetine yönelik desteğini kararlılıkla sürdürmekte olduğunu ve Birleşmiş Milletler, bölgesel ortaklar ve uluslararası toplumla işbirliği yaparak gerilimi azaltmaya ve kapsamlı, kapsayıcı ve sürdürülebilir bir barış sürecinin tesis edilmesi için çaba göstermeye devam edeceğini açıkladı. Bu yaklaşım, çatışmanın karmaşık boyutlarını ve çözüm arayışında yer alan farklı aktörlerin sorumluluklarını göz önünde bulunduruyor.
Saldırının ardından Suudi Arabistan liderliğindeki Arap Koalisyonu, Kraliyet Hava Savunma Güçlerinin Mekke'deki yasaklı hava sahasına giren bir insansız hava aracını (İHA) tespit ederek imha ettiğini duyurdu. Husi grupları ise bu iddiaları reddederek, yalnızca petrol tesisleri ve askeri üsleri hedef aldıklarını, kutsal mekanlara yönelik herhangi bir saldırı gerçekleştirmediklerini savundu. Bu karşıt açıklamalar, çatışmanın taraflarındaki güven eksikliğini ve gerilimin tırmanmasına katkıda bulunabilecek yanlış anlaşılmaları ortaya koyuyor. Bölgede barışı sağlamak için daha fazla diplomatik çaba ve şeffaflık gerekmektedir.