Türkiye’nin bereketli ovaları ve dağ köylerinde yaşayan çiftçiler, günümüzün en büyük sorunlarından biri olan borç yükü altında eziliyor. Enflasyonun sebep olduğu artan üretim maliyetleri, mazottan gübreye, elektrikten suya kadar her alanda çiftçinin cebini zorluyor. Ancak bu maliyet artışlarının yanı sıra, son iki yılda yaşanan yıkıcı iklim felaketleri, çiftçinin borçlarını katlamış durumda. 1984 yılından beri her yıl kutlanan 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü, bu yıl buruk ve umutsuz bir atmosferde geçiyor.
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) verileri, tarım sektöründe yaşanan kredi artışını çarpıcı bir şekilde ortaya koyuyor. 2026 Martı itibarıyla tarım, avcılık ve ormancılık alanındaki toplam kredi borcu 1 trilyon 371 milyar lirayı aymış. Bu cifra, sadece tarım alanında bankaların 1 trilyon 355 milyar lirayı aşan bir yükü var. Bir yılda tarımdaki kredi borcu yüzde 41’lik inanılmaz bir artışla 960 milyar TL’den 1.371 milyar TL’ye yükselmiş. Aynı zamanda, takipteki kredi borcu da yüzde 300’lük bir rekor artışla 5.3 milyar TL’den 21.2 milyar TL’ye ulaşmış. Bu durum, tarımın en borçlu sektörlerden biri olduğunu ve ciddi bir kriz riski altında olduğunu gösteriyor.
Bu zorlu koşullarda, tarım sektörü 1.2 trilyon liralık toplam nakdi kredi borcu ile mücadele ediyor. İnşaat ve perakende gibi diğer kriz çalkantılarında da etkilenen tarım, aynı zamanda SGK istatistiklerinde de düşüş yaşanıyor. 2009 yılında tarım sektöründe 1 milyon 14 kişi çalışırken, 2026’nın şubatında bu sayı 616 bin 244’e düşmüş. Meyvecilikte yaşanan zirai donlar, Tarım Sigortaları Havuz İşletmesi (TARSİM) tarafından 23 milyar lira hasar ödemesi yapılmasına neden olarak faturanın en az 23 milyar lira seviyesinde olmasına yol açmış.
Uluslararası Tarım Üreticileri Federasyonu (IFAP) tarafından her yıl düzenlenen 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü’nde, Türkiye’nin tarım sektöründeki zorluklar ve üreticilerin karşılaştığı sorunlar ön plana çıkıyor. Ülke ekonomisinin 2025 yılında yüzde 3.6 büyüme göstereceği bir dönemde, tarım sektörü yüzde 8.8 oranında daralırken, Türk çiftçisi 24 milyon hektar alanda 137 milyon ton bitkisel üretime ulaşmaya çalışıyor. Bu çabalar, iklim krizlerinin, yüksek maliyetlerin ve artan borç yükünün yarattığı zorluklarla karşı karşıya kalıyor.