Avrupa’nın dinamik ekonomisi Almanya’da yıllık enflasyon, yaşam maliyetini yükseltmeye devam ederken, Türkiye’de durum tam tersi. Enflasyonun kronik etkisi, vatandaşların alım gücünü ciddi şekilde eritmeye devam ediyor. 3 saatlik uçuşla bir ülkeyi ziyaret eden birinin, günlük harcamalarında ne kadar farklılıklar yaşayabileceği, iki ülke arasındaki ekonomik dengesizliğin acı bir örneğini sunuyor.

Sözcü’nün özel araştırmasına göre, Almanya’da sıklıkla tüketilen temel gıda ürünlerinin fiyatları, Türkiye’deki karşılıklarıyla kıyaslandığında inanılmaz farklar ortaya koyuyor. Örneğin, Almanya’da 35 Euro’dan satılan 1 litrelik yağlı süt, Türkiye’de 70 liradan satılıyor. Benzer şekilde, 532 Euro’dan satılan 1 kilogram kıyma, Türkiye’de 800 liradan müşterilerini arıyor. En ucuz kruvasanların bile fiyatı Almanya’da 35 lirayı geçmezken, Türkiye’de 35 liradan başlayan paketli kruvasanlar bile tüketicileri şaşırtıyor. Tereyağı ve kaşar gibi ürünlerde de benzer durumlar yaşanıyor; Almanya’daki fiyatlar Türkiye’deki fiyatların neredeyse üç katı seviyesinde.

Bu fiyat farklılıkları, sadece temel ihtiyaçlarda değil, lüks tüketim ürünlerinde de belirgin hale geliyor. Almanya’da 2010-2020 yılları arasında üretilen orta-üst segment araçların fiyatları 266 bin Euro ile 1.6 milyon Euro arasında değişirken, Türkiye’de bu segmentteki araçlar için en az 600 bin liradan başlayan fiyatlarla karşımıza çıkıyor. Bu durum, bir bireyin araç sahibi olma hayallerini neredeyse imkansız kılarken, iki ülke arasındaki ekonomik farkın ne kadar derin olduğunu da gösteriyor. Ek olarak, vergi sistemi de Türkiye’de otomobil fiyatlarını daha da yükseltiyor.

Ekonomik eşitsizliklerin sonuçları sadece tüketim alışkanlıklarını değil, aynı zamanda sosyal yardım sistemlerini de etkiliyor. Almanya’da emekliler, aylık ortalama 101 bin Euro gelir elde ederken, Türkiye’de emekli maaşları 20-25 bin lira aralığında yoğunlaşıyor. Almanya’da emeklilerin geçimini sağlaması için 32 bin lira geçim payından sonra kira desteği sağlanırken, ihtiyaçları karşılamazsa 16 bin lira kadar ek destek alabiliyorlar. Türkiye’de ise sosyal yardım ödemeleri, kişi başına 29 bin lira gibi düşük miktarlarda seyrediyor. Bu durum, yaşlıların yaşam kalitesini düşürüyor ve sosyal güvenlik sisteminin etkinliğini sorgulanır hale getiriyor.