Perakende sektörünün yıldızı A101’de, işçilerin temel hak talepleriyle başlayan bir isyan dalgası yükseliyor. Üsküdar’daki genel merkez önünde düzenlenen eylem, sadece su ve yemeğin değil, aynı zamanda haysiyet ve saygı talebinin de bir göstergesi olarak dikkat çekiyor. 240 milyar lira ciroya ulaşmış, milyarlarca lira kâr eden bir şirketin, çalışanlarına temel ihtiyaçları bile sunamaması, kapitalist sistemin etik sınırlarını zorluyor.
DİSK/Sosyal İş Sendikası’nın öncülüğünde gerçekleştirilen bu eylemde, A101 çalışanları, yoğun iş yükü, personel eksikliği ve yemek ücretlerinin iki yıldır aynı kalması gibi sorunlara karşı seslerini yükseltiyor. Satın alınması gereken su, yemek ve oturma hakkı olarak sunulan bu temel ihtiyaçlar, çalışanların insan onuruyla bağdaştırılıyor. Eylem sırasında ortaya konulan ifadeler, şirket yönetiminin bu durumu görmezden gelmesinin kabul edilemez olduğunu vurguluyor: ‘İşçinin sofrasından tasarruf edemezsiniz! İşçi neden oturamıyor?’, soruları, kapitalist sistemin işçiyi sadece bir üretim aracı olarak görmesini eleştiriyor.
Mağaza ve Market İşçileri Komisyonu’ndan Saliha Bahadırlı’nın çarpıcı yorumu, bu durumun sadece bir işçi talebi olmadığını, aynı zamanda bir haysiyet mücadelesi olduğunu vurguluyor. ‘İşçinin bedeni sizin kâr hesabınızın parçası değildir,’ diyen Bahadırlı, A101 yönetiminin bu gerçekle yüzleşmesini talep ediyor. Sendika Genel Sekreteri Polat Deniz Gülşen ise, bu eylemi, 12 Eylül döneminde yaşanan baskıların mirasıyla kıyaslayarak, emek mücadelesinin sadece ücret artışı değil, aynı zamanda haysiyet ve temel hakların savunulması anlamına geldiğini belirtiyor.
Birleşik Metal İş Sendikası’nın da desteğini gösterdiği bu eylem, A101 gibi büyük şirketlerin, çalışanlarına uygun şartlar sunmasının gerekliliğini bir kez daha hatırlatıyor. Sendika Başkanı Özkan Atar, sermayenin emekçilerin cehenneminden utanması gerektiğini vurgulayarak, bu tür durumlarda yatırımcıların da sorumluluklarını yerine getirmesi gerektiğini savunuyor. A101’in 240 milyar lira ciroya ulaşmış olması, bu eylemin sadece bir işçi talebi olmadığını, aynı zamanda Türkiye ekonomisinin ve sosyal yapısının önemli bir göstergesi olduğunu ortaya koyuyor. Bu durum, emek mücadelesinin, sadece işçilerin değil, tüm toplumun geleceği için kritik bir öneme sahip olduğunu gösteriyor.”} attı. 240 milyar lira ciroya ulaşmış, milyarlarca lira kâr seviyesine ulaşmış devasa şirketlerin çalışanlarına uygun gördükleri şartlardan utanmaları gerekiyor. Sermayeye böyle bir dikensiz gül bahçesi yaratan ülke yöneticilerinin, emekçilerin cehennemi yaşadıkları bu tablodan utanması gerekir. İşçi haklarına bu denli saldıran n bir sermaye kuruluşuyla ilişkilerini gözden geçirmek, yurttaşların da sorumluluğudur.