Frankfurt’ta verilen tarihi bir kararla, sosyal medya devisi Meta, platformlarındaki dolandırıcılık amaçlı reklamların sorumluluğunu üstlenmek zorunda kaldı. Bu çığır açan davada, Frankfurt Bölge Mahkemesi, ABD merkezli teknoloji devinin, Facebook ve Instagram gibi platformlarında yayımlanan, kullanıcıları yanıltan finansal ürün reklamlarından hukuki olarak sorumlu tutulmasına hükmetti. Bu karar, dijital reklamcılık alanında sorumluluk ve şeffaflık konularında önemli bir sendeleme noktası olarak tarihe geçiyor.

Dava, finansal ürün karşılaştırma hizmetleri sunan bir platformun, Instagram ve Facebook’ta milyonlarca takipçiye ulaşmasıyla başladı. Bu platform, dolandırıcıların kurumsal logosunu ve kurucusunun fotoğrafını kullanarak, yasa dışı finansal ürünlerin reklamını yapmalarına izin vermişti. Davacı şirket, Meta’nın bu tür dolandırıcılıkları engellemek için gerekli önlemleri almadığı ve ihlalleri düzeltmek için aşırı derecede uzun bir süre geçtiği gerekçesiyle dava açmıştı. Bu süreçte, yaklaşık 260 ihlal bildirmiş olmasına rağmen, Meta’nın bu içerikleri kaldırması 62 gün sürmüştü.

Mahkeme, Meta’nın, şirketin kurumsal imaj hakkını ve kurucusunun kişisel haklarını ciddi şekilde ihlal ettiğine karar verdi. Mahkeme heyeti, Meta’nın algoritmaları ve otomatik reklam açık artırma sistemleri aracılığıyla içerik üzerinde doğrudan kontrol sahibi olduğunu vurgulayarak, platformun sadece kronolojik bir kullanıcı akışı sunduğu yönündeki savunmasını reddetti. Bu önemli bulgu, Meta’nın reklamcılık faaliyetlerindeki sorumluluğunu daha da artırmış oldu. Ayrıca, AB Adalet Divanı’nın (ABAD) güncel kararlarını da dikkate alan mahkeme, Meta’nın Avrupa Birliği Dijital Hizmetler Yasası (DSA) kapsamındaki sorumluluk muafiyetlerinden yararlanamayacağına hükmetti.

Kararın ardından, Meta, dolandırıcılık reklamlarından elde ettiği tüm gelirlerin dökümünü davacı şirkete sunmak zorunda kalacak. Bu karar, dijital reklamcılık sektöründe şeffaflık ve hesap verebilirliği artırma hedefiyle atılmış önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. Bu skandal, Meta gibi büyük teknoloji şirketlerinin, platformlarında yayımlanan içeriklerin sorumluluğunu daha fazla üstlenmesi gerektiğini bir kez daha gözler önüne serdi.