Rasusva bölgesindeki yıkım, sadece bir sel felaketi değil, aynı zamanda insanlığın iklim değişikliğinin sonuçlarıyla yüzleştiğinin acı bir kanıtı. 26 Ağustos'taki olay, bilim insanlarının uzun süredir dile getirdiği uyarıları bir kez daha doğrulamış durumda. Artan sıcaklıklar, buzulların hızla erimesi ve yerel jeolojik yapının zayıflaması, bu felaketin oluşumunda etkili olan başlıca faktörler olarak öne çıkıyor. Bu karmaşık senaryo, doğal afetlerin sadece rastgele meydana gelmediğini, aksine, insan faaliyetlerinin sonucu olan iklim değişikliğinin tetiklediği bir dizi olayın sonucunda ortaya çıktığını gösteriyor.

Araştırmacılar, bu felaketi bir ‘bileşik olay’ olarak tanımlıyor. Bu, tek bir doğal unsurun değil, aynı zamanda iklim değişikliğinin yarattığı baskılarla birleşen jeolojik kırılganlığın bir sonucu olduğu anlamına geliyor. Temmuz ve Ağustos aylarında bölgede kaydedilen 1,5 santigradlık sıcaklık artışı, buzulların yaklaşık yarım metre incelmesi, permafrostun çözülmesi gibi faktörler, Rasuwa bölgesini son derece savunmasız hale getirmiş. Bu durum, yerel halkın yaşamlarını ve geçim kaynaklarını derinden sarsan bir felaketin eşiğine getirmiş durumda.

Felaketin karmaşıklığı, deprem sonrası bölgedeki jeolojik yapının zayıflamasıyla daha da artıyor. 2015’te meydana gelen ve bölgeyi derinden sarsan 7,8 büyüklüğündeki depremin, buzul çökmesi üzerindeki etkileri henüz tam olarak anlaşılamasa da, araştırmacılar, bu etkinin felaketin şiddetini artırmış olabileceğini düşünüyor. Imperial College London’dan Dr. Friederike Otto’nun ifadeleri, “İklim değişikliğinin bu felakete zemin hazırlayan koşulları oluşturduğu konusunda hiçbir şüphe yok” şeklinde. Bu ifade, iklim değişikliğinin sadece bir risk faktörü olmadığını, aynı zamanda felaketlerin ortaya çıkışında doğrudan etkili olan bir güç olduğunu vurguluyor.

Utrecht Üniversitesi’nden Dr. Walter Immerzeel’in açıklamaları ise bölgenin jeolojik hassasiyetini daha da pekiştiriyor. Bölgenin, 2015’teki deprem nedeniyle zayıflamış ve buzulların incelmesiyle daha da istikrarsız hale gelmiş olabileceği belirtiliyor. Nepal Ulusal Afet Riskinin Azaltılması ve Yönetimi Kurumu’nun verileri, hayatını kaybedenlerin sayısının 1403’e yükseldiğini ve 6 bin 150 kişi için arama kurtarma çalışmalarının devam ettiğini gösteriyor. Bu trajik olay, iklim değişikliğinin etkilerini daha yakından görmemizi ve bu konuda daha kararlı adımlar atmamızı gerektiriyor.