Tarım ve Orman Bakanlığı, uzun süredir tartışılan dönerin üretim standartlarını yeniden şekillendiren kapsamlı bir düzenleme yayınladı. Bu yenilikçi yaklaşım, tüketicilere daha şeffaf ve güvenilir bir döner deneyimi sunmayı amaçlıyor. Artık ‘döner’ ibaresiyle sınırlı kalmayacak; ‘yaprak döner’, ‘kıyma döner’ veya ‘yaprak-kıyma döner’ gibi net tanımlamalar altında sunulması zorunlu hale geliyor.
Yeni düzenlemeler, dönerin farklı türleri için ayrı ayrı bileşim oranları belirleyerek, tüketicilerin tercihine göre doğru ürünü seçmesini sağlıyor. Kıyma dönerde kıyma etinin oranı yüzde 90'ı geçemezken, yaprak etin payı en az yüzde 10 olacak şekilde dengeleniyor. Yaprak-kıyma dönerde ise bu oranlar tam tersine yer değiştiriyor; yaprak etin oranı en az yüzde 60, kıyma etinin ise en fazla yüzde 40 olabiliyor. Ayrıca, toplam yağ oranı yüzde 25'i, tuz oranı ise yüzde 2'yi geçemeyecek ve et proteininin en az yüzde 12 seviyesinde olması şart koşuluyor. Bu sıkı kontroller, dönerin besin değerini artırırken, yanıltıcı uygulamaları da ortadan kaldırmayı hedefliyor.
Bu düzenleme, dönerci esnafına da önemli sorumluluklar yükleniyor. Kıyma ile yapılan dönerin açıkça ‘kıyma döner’ olarak etiketlenmesi, yaprak dönerin ise yaprak ve kıyma karışımı olarak sunulması gerekiyor. Ayrıca, dolgu malzemeleri konusunda da kısıtlamalar getiriliyor; fıstık, peynir, mısır nişastası ve soya gibi maddeler dönerin içeriğinde kullanılamazken, baharatlardan gelen nişasta ve bitkisel protein oranı en fazla yüzde 1 ile sınırlandırılıyor. Bu kontroller, dönerin kalitesini koruma ve tüketicinin sağlığını güvence altına alma açısından kritik önem taşıyor.
Bu yenilikçi yaklaşım, işletmelerin 31 Mart 2027 tarihine kadar yeni kurallara uymalarını öngörüyor. Ancak, bu düzenlemenin sadece ürünün içeriğini değil, aynı zamanda tüketicinin güvenini de artırması bekleniyor. Tüketiciler, artık dönerin içeriği hakkında daha bilinçli seçimler yapabilirken, dönerciler de şeffaf ve dürüst bir şekilde iş yapma yükümlülüğüne sahip olacak. Bu, dönerin Türk mutfağının vazgeçilmez bir parçası olmaya devam etmesini sağlayacak önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.”}