Küresel deniz taşımacılığı, karmaşık ve dinamik bir arenaya dönüşmüş durumda. Kızıldeniz’deki güvenlik tehlikeleri, Hürmüz Boğazı’ndaki jeopolitik karmaşalar, Karadeniz’deki potansiyel çatışmalar ve navlun fiyatlarındaki ani dalgalanmalar, küresel ticaretin akışını derinden etkiliyor. Bu durum, limanları sadece yükleri depolayan yapılar olmaktan çıkarıp, küresel ticaret ağının kritik bir direği haline getiriyor. Türkiye’nin liman sektörü, bu yeni gerçekliği idrak ederek, geleceğe yönelik stratejik bir dönüşüm geçirme zorunluluğuyla karşı karşıya bulunuyor.

Türkiye’nin limanları, küresel şoklara dayanıklılıklarını artırmalı, uluslararası rekabet güçlerini güçlendirmeli ve sürdürülebilir kalkınma hedefleriyle uyumlu bir strateji izlemelidir. Sektör temsilcileri, kısalan sözleşme süreleri, yüksek hasılat payları ve yetersiz teşviklerin yatırım kararlarını olumsuz etkilediğini vurguluyor. Bu durum, sanayi ve ihracatçıların lojistik operasyonlarında ciddi aksamalara yol açabilir ve ülke ekonomisinin büyüme potansiyelini engelleyebilir. Bu nedenle, liman sektörüne yönelik kapsamlı bir reform programının hayata geçirilmesi acilen gereklidir.

TÜRKLİM’in hazırladığı “Türkiye Limancılık Sektörü 2026 Raporu”, limanların karşı karşıya olduğu kritik sorunları ve çözüm önerilerini ortaya koyuyor. Jeopolitik risklerin lojistik rotaları üzerinde yarattığı kalıcı etkiler, deniz taşımacılığındaki köklü değişimler ve uluslararası denizcilik örgütlerinin (IMO) net sıfır hedefleri (alternatif yakıtlar, kıyı elektriği altyapısı) sektör için yeni bir dönüm noktası oluşturuyor. Bu bağlamda, Türkiye’nin limanları, hem küresel standartlara uyum sağlamalı hem de kendi rekabet gücünü artıracak yenilikçi çözümler geliştirmelidir. Özellikle, yeşil liman yönetmelikleri ve dijital dönüşüm, liman sektörünün geleceğini şekillendirecek en önemli unsurlar haline geliyor.

Türkiye’nin liman sektörü, Marmara Bölgesi’ndeki Özel Çevre Koruma Alanı (ÖÇKA) ilanının getirdiği kısıtlamalar nedeniyle de önemli zorluklarla karşı karşıya. Müsilaj krizi sonrası Marmara Denizi’nin korunması amacıyla uygulanan bu karar, rıhtım genişletme ve deniz dolgusu gibi projeleri neredeyse durma noktasına getiriyor. Bu durum, liman yatırımlarını geciktiriyor ve Türkiye’nin deniz ticaretindeki potansiyelini sınırlıyor. Bu nedenle, liman sektörüne yönelik politikaların, bölgesel çevre koruma hedeflerine uyumlu bir şekilde tasarlanması ve uygulanması büyük önem taşıyor.”}p>p>p>p>”