Kolombiya'nın vahşi doğasında, 13 Eylül'de yaşanan trajik olay, uluslararası arenada yankı uyandırdı. Türk iş insanı Mehmet Çankaya'nın kontrolündeki HK4985 tescilli Cessna T206 tipi uçak, seyir halindeyken aniden ortadan kayboldu. Bu kayıp, kısa süre sonra büyük bir felakete dönüşerek, uçağın içindeki herkesin hayatını kaybettiği haberiyle sonuçlandı. Cumhurbaşkanı Abelardo de la Espriella'nın açıklamaları, bu üzücü olayın derin acısını ve ülkenin yasa sürecini gözler önüne serdi.

Uçağın ilk olarak Choco bölgesindeki Condoto'daki Mandinga Havalimanı'ndan Bogota'daki Guaymaral Havalimanı'na doğru yola çıktığı, içinde Çankaya'nın yanı sıra dört Kolombiyalı yolcunun da bulunduğu öğrenildi. Uçağın kaybolmasının ardından başlatılan arama çalışmaları, zorlu arazi koşulları ve yerel iklim şartları nedeniyle büyük bir mücadele gerektirdi. Bölgedeki acil durum radyo vericisinin (ELT) de devreye girmesi, ekiplerin arama çabalarını destekledi ancak enkazın bulunması uzun saatler sürebildi.

Kolombiyalı arama kurtarma ekipleri, uçağın enkazının bulunması için yoğun çaba gösterdi. Zorlu arazi koşulları ve dik dağlık alanlar, çalışmaların önündeki en büyük engeldi. Uçağın düşüşü, Risaralda bölgesine bağlı Pueblo Rico belediyesi sınırlarında, yaklaşık 9 bin fit yükseklikteki bir alana gerçekleşmişti. Helikopterlerle bölgeye inme girişimi, arazinin sarp yapısı nedeniyle başarısız oldu. Ekipler, üç gün süren zorlu yürüyüşün ardından enkaz bölgesine ulaşmayı başardı. Bu süreçte, hayatını kaybedenlerin aileleri ve yakınları için büyük bir beklenti ve umut vardı.

Kazanın ardından Kolombiya Sivil Havacılık Otoritesi ve kurtarma ekipleri, detaylı bir inceleme başlattı. Uçağın son anları ve kazanın nedenleri belirlenebilmek için çalışmalar devam ediyor. Bu trajik olay, Kolombiya'nın doğal güzelliklerinin ve zorlu coğrafyasının sunduğu riskleri bir kez daha gözler önüne serdi. Türk toplumu için de derin bir acı ve yasa yarattı. Hayatını kaybedenlere rahmet, ailelerine ve yakınlarına sabır dileyen bu olay, uluslararası ilişkilerde dayanışma ve destek çağrısı olarak da değerlendiriliyor.