İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, İBB Davası’ndaki 19. duruşmada, sanık olarak yer alan İSTTELKOM A.Ş. Genel Müdürü Melih Geçek’e yönelik çapraz sorgu sırasında dikkat çekici bir açıklama yaptı. Mahkeme heyeti önünde devam eden duruşma, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda, 1 No’lu salonda gerçekleşti ve sanık avukatının savunmasıyla birlikte İmamoğlu’nun iddialarıyla şekillendi.
Duruşmanın ilk sırasında, Geçek’in savunması sonrasında İmamoğlu, Geçek’e yönelik sorularını sormaya başladı. İmamoğlu, Geçek’in “veri sızdırma” iddiasıyla tutuklu yargılanmasına rağmen, sanığın savunmalarını dinledikten sonra, iddianamenin içeriği ve iddia makamının yöntemleriyle ilgili eleştirilerde bulundu. İmamoğlu, iddia makamının senaryo yazıp insanları “köşe başlarına oturtmak” gibi bir yaklaşım sergilemesini, “hicap duyulacak bir duruşmayla, mahkemeyle, bir İBB davasıyla ya da İmamoğlu davasıyla bizi buluşturdu” şeklinde değerlendirdi. Bu ifadeler, davadaki siyasi boyutun da güçlenmesine neden oldu.
İmamoğlu, Geçek’e, dünkü sunumunda kendisine karşılık oluşturacak açıklamalar yaptığını belirterek, “Ben, ‘nasıl tanıştık’ vesaire kısmına girmeyeceğim. Son olarak kurumumuzda bir genel müdür makamında görev yaptınız. Benim bir baskımı ya da bir telkinimi gördünüz mü? Bu kadar yakın siyasi bir yoldaşlık geçmişimiz olmasına rağmen, bir telkinim, bir zorlamam, ‘Melih Geçek olacak’ diye bir şey duydunuz mu? Veya böyle bir şey hissettiniz mi?” şeklinde doğrudan sorular sordu. Geçek’in “Asla duymadım, Başkanım” cevabı ise İmamoğlu’nun iddialarını daha da güçlendirdi.
Duruşmanın ilerleyen aşamasında İmamoğlu, İBB’nin yönetim anlayışını ve kurumsal yapısını savunarak, “Bizim dünyamızda özel vasıflı üye yok, 86 milyon insanın eşitliği var” diyerek, iddia makamının ‘özel vasıflı üye’ kavramına ilişkin yanlış yorumunu eleştirdi. İmamoğlu, İBB’nin 86 milyon insanın eşitliğine dayalı, 16 milyon insanın eşitliğine sahip, 100 bin kişilik kadrosunda ayrımcılık yapılmadığına vurgu yaptı. Ayrıca, İBB’nin farklı etnik ve dini gruplardan insanlarla çalışırken, milletin evlatlarıyla çalışma amacını taşıdığını ve bu nedenle siyasi yoldaşlık geçmişinin de değerlendirilmemesi gerektiğini savundu. Duruşmanın sonunda, İmamoğlu, insanların burada bir saatini bile geçirmesinin kul hakkı yemek olduğunun da altını çizerek, duruşmanın devamında da adil bir yargılanma sürecinin sağlanmasını talep etti.”}