Amerika Birleşik Devletleri Merkez Bankası (Fed), enflasyonla mücadele kapsamında faiz oranlarında önemli bir adım attı. Eylülde açıklanan karar, ekonomideki yükselen maliyet baskılarına karşı Merkez Bankası’nın tedbirli yaklaşımını pekiştirdi. Faiz oranları, 3.75-4.00 aralığına yükseltilerek, gelecekteki artışların önünü açtı.
FOMC (Federal Açık Piyasa Komitesi) tarafından oybirliğiyle kabul edilen bu karar, 25 baz puanlık bir artış içeriyordu. Bu artış, daha önce beklentilerin üzerinde bir müdahale olarak değerlendirildi. Ancak, son aylarda açıklanan veriler, enflasyonun kontrol altına alınması gerektiği yönünde güçlü bir sinyal veriyordu. Bu durum, piyasalarda belirsizlik yaratırken, yatırımcıların risk iştahını azaltmasına neden oldu.
Kararın arkasındaki temel neden, çekirdek enflasyonun Ağustos ayında beklenenden daha hızlı bir şekilde yükselmesiydi. Bu durum, özellikle Başkan Trump’ın faiz oranlarını düşürme çağrılarına karşı Merkez Bankası’nın tutarlı politikasını destekledi. Kararda, enflasyon hedefi olan %2’ye daha hızlı dönüş sağlanması gerektiği vurgulandı. Bu, piyasalarda gelecekteki faiz artışlarının devam edebileceğine dair beklentiyi artırdı.
Ayrıca, Fed yetkilileri tarafından sunulan yeni ekonomik projeksiyonlar da dikkat çekti. 2026 yılı için büyüme tahmini %2.3’ten %2.4’e yükseltilirken, işsizlik oranı %4.1’e geriledi. PCE enflasyon tahmini ise %3.7’ye yükseltildi. Bu projeksiyonlar, Merkez Bankası’nın enflasyonla mücadele stratejisinin başarılı olduğunun bir göstergesi olarak yorumlandı. Piyasalarda yaşanan sert hareketliliğin, bu kararın etkisinin bir yansıması olduğu düşünülüyor. Ons altın fiyatları, kararın ardından önemli ölçüde düştü ve yatırımcıların güvenini test etti.”}