Akbelen'in yeşili, hukuk mücadelesiyle yeniden gündeme geldi! Zeytinlik ve tarım arazilerinin ‘acele kamulaştırması’ iddialarıyla başlayan süreç, Danıştay'daki duruşmada önemli bir dönüm noktasına ulaştı. Savunma tarafının ‘kamu yararı’ argümanı, sürecin ardındaki karmaşıklığı ve potansiyel sorunları gözler önüne serdi.
Duruşma salonunda, Akbelen avukatı İsmail Hakkı Atal, Cumhurbaşkanlığı kararı ile yapılan kamulaştırmanın hukuki temellerini sorguladı. 9 Ocak 2026'da alınan 679 parsel arazi için çıkarılan acele kamulaştırma kararının iptali için açılan davada, Danıştay Savcısı’nın ‘kamu yararı’ bulunduğunu savunduğu belirtildi. Ancak Atal, bu kararın nasıl bir zeminde alındığını, toplumsal maliyet analizlerinin yapılmadığını ve şirketin kararlarına dair bilgi eksikliğini vurgulayarak sürecin şeffaf olmadığını savundu.
Avukat Atal, MAPEG’i “sömürge madenciliği kurumu” olarak tanımlarken, Yeniköy-Kemerköy termik santrallerinin nedenlediği sağlık ve çevresel zararların Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı’nın yıllık 80 milyar lira harcamasına yol açtığını hatırlattı. Bu noktada, şirketin yıllık gelirinin belirlenememesine ilişkin sorularını yönelterek, MAPEG’in şeffaflık eksikliğini ve karar alma süreçlerindeki hataları gündeme getirdi. MAPEG Genel Müdürünün, “Zeytin Kanunu’nu aşamadık. Zeytin Kanunu’nu aşamadığımız için böyle bir taslak hazırladık. Biz bu yasayı biz hazırladık” şeklindeki açıklamaları, Atal’ın “Cumhurbaşkanlığını aldatmış” eleştirisine zemin hazırladı.
Duruşma, hukuki süreçlerin yanı sıra toplumsal ve çevresel boyutlarıyla da dikkat çekti. Zeytin Yasası’nın henüz hayata geçirilmemiş olması ve Akbelen, İkizköy ve Karacahisar gibi bölgelerdeki zeytinliklerin bu yasa kapsamına girmemesi, sürecin karmaşıklığını artırıyordu. MAPEG’in kamu yararı kararını alma yetkisine sahip olmadığı, bu kararın Tarım ve Orman Bakanlığı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından alınması gerektiği savunulurken, hukuki boşluklar ve karar alma mekanizmalarındaki eksiklikler bir kez daha vurgulandı. Bu durum, Akbelen’deki köylülerin haklarının korunması ve benzer sorunların önlenmesi açısından önemli bir ders niteliğinde.