İsrail savunma stratejisinin merkezindeki en dikkat çekici gelişmelerden biri, Savunma Bakanı Israel Katz’ın, ülke genelinde yaklaşan seçimler öncesinde yaptığı açıklamalar oldu. Katz, Hamas’a karşı operasyonların ‘tamamlanması’ için ordunun emir alması durumunda, herhangi bir sınırlama olmaksızın genişletilmeye hazır olduğunu vurgulayarak, bölgede yeni bir gerilim dalgasına işaret etti. Bu durum, Gazze’deki mevcut durumu daha da karmaşık hale getirme potansiyeli taşıyor.
Katz’ın planı, Hamas’a karşı askeri operasyonların ardından Gazze’deki yerleşim yerlerinden ayrılmak isteyen Filistinlilerin, başka ülkelerde kalıcı olarak yaşam kurmasını hedefleyen bir ‘göç planı’ olarak tanımlanıyor. Bu iddia, uluslararası arenada büyük tepkilere neden olurken, ABD’nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee, böyle bir girişimin, Gazze halkının zorla yerinden edilmesine yönelik bir strateji olduğunu kesin olarak reddetti. Bu ret, Katz’ın açıklamalarının potansiyel olarak insan hakları ihlallerine yol açabileceği endişelerini artırıyor.
Bu gelişmeleri, özellikle sağcı siyasetçi Ofer Winter’ın, İsrail’in Gazze’deki operasyonlarını eleştirmesiyle birleştirdiğimizde, bölgedeki hassasiyetlerin ne kadar derin olduğunu görmek mümkün. Winter, Hamas’ın Refah’taki askeri varlığının devam ettiğini vurgulayarak, Katz’ın ‘işi tamamlamak’ ifadesinin, mevcut durumun daha da kötüleşmesine zemin hazırlayabileceği yönünde bir uyarı niteliğinde. Katz ise, İsrail’in savaş boyunca Gazze’nin büyük bir bölümünü boşalttığını ve bu nedenle ‘göç planının’ gerekli olduğunu savunuyor.
Katz’ın açıklamaları, 2025’te imzalanan ateşkes anlaşmasının ardından da değerlendiriliyor. Bu ateşkes, rehinelerin geri dönmesini sağlarken, Hamas’ın silahsızlandırılması hedefleniyordu. Ancak Katz, Hamas’ın silahsızlandırılmasının gerçekleşmediğini ve ordunun emir verilmesi durumunda Hamas’ı ortadan kaldırmaya hazır olduğunu belirtiyor. Gazze’deki çatışmaların azalmasına rağmen, İsrail’in saldırıları devam ediyor ve bu durum, bölgede istikrarın sağlanmasının oldukça zor olduğunu gösteriyor. Bu gelişmeler, seçimler öncesi İsrail siyasetinde önemli bir etki yaratma potansiyeline sahip, dikkatli bir şekilde takip edilmesi gereken bir dönemdeyiz.