Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin 24'üncü Dönemi'nde görev almış olan, aynı zamanda bir avukat olan Hüseyin Aygün, son zamanlarda yaptığı paylaşımlar nedeniyle büyük bir tartışma yarattı. Bu tartışmanın merkezinde, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun 19 Mart 2025 tarihinde gözaltına alınmasının ardından Aygün tarafından yapılmış olan açıklamalar yer aldı. Bu açıklamalar, mahkeme tarafından ‘suç işlemeye alenen tahrik’ suçuna yol açarak Aygün'e 7 ay 15 gün hapis cezası verilmesine neden oldu.

Ankara 7. Asliye Ceza Mahkemesi'nde gerçekleşen yargılama sürecinde, Aygün'in avukatı Ertuğrul Cem Cihan, müvekkilinin toplumsal konularda görüşlerini ifade etmesinin, herhangi bir suç eylemi anlamına gelmediğini vurguladı. Cihan, eleştirilerin, özellikle de ironik bir şekilde yapıldığında, ‘suç işlemeye alenen tahrik’ suçunun oluşamayacağını savundu. Mahkeme heyeti, Cihan'ın argümanlarını dikkate alarak, yargılamanın eleştiriye açık olması gerektiği yönündeki görüşünü destekledi ve Aygün'e beraat talebinde bulundu.

Mahkeme heyetinin nihai kararı, yapılan detaylı inceleme ve değerlendirmelerin ardından Hüseyin Aygün'e ‘suç işlemeye alenen tahrik’ suçundan 7 ay 15 gün hapis cezası verilmesine karar verdi. Bu karar, ifade özgürlüğü sınırları ve yargılamalardaki hassasiyet konusundaki tartışmaları yeniden alevlendirmiş durumda.

Kararın ardından konuşan Aygün, açıklamalarının, Ekrem İmamoğlu ve destekçilerine yönelik bir destek çağrısı niteliğinde olduğunu ve bu nedenle kendisine verilen cezayı kabul etmediğini belirtti. Aygün, hapis cezalarının ve tutuklamaların, hiçbir baskı ve zulüm rejiminin uzun vadede başarılı olamayacağını vurgulayarak, ifade özgürlüğünün önemine dikkat çekti. Bu durum, hukukun üstünlüğüne ve demokratik değerlere saygının, ifade özgürlüğünün sınırlandırılmasına karşı bir temel oluşturduğunu da hatırlatıyor.