Hatay’ın Antakya ilçesinde 6 Şubat depreminde yıkılarak 14 kişinin yaşamını yitirdiği Alya Uçar Apartmanı vakası, yeni bir döneme girdi. 2’si bebek, 1’i çocuk olmak üzere hayatını kaybedenlerin yakınları, binanın yıkılmasında kusurlu bulunan isimlerle ilgili hukuki süreçte önemli bir gelişme yaşandı. Hazırlanan yeni bilirkişi raporu, inşaat ekibinin hatalı uygulamalarının ve proje aşamasındaki eksikliklerin, yıkımın temel nedeni olduğunu açıkça ortaya koydu.

Rapor, müteahhit Hikmet Günsay, şantiye şefi Adem Sabırlı, statik proje müellifi Ayhan Girişken, uygulama denetçisi Ali Şahin, proje ve uygulama denetçisi Antuvan Ayrancıoğlu ve zemin etüt proje müellifi Salih Zorsu’nun, binanın yıkılmasında önemli bir rol oynadığını gösteriyor. Raporda, özellikle standartlara uygun olmayan beton kullanımı, eksik ve hatalı proje temini, kolonlardaki donatı aralıklarındaki tutarsızlıklar gibi teknik hataların, binanın dayanıklılığını zayıflattığı ve depreme karşı direncini düşürdüğü vurgulanıyor. Rapor, proje ve uygulama aşamasındaki denetimlerin yetersizliği nedeniyle bu hataların gözden kaçırıldığını belirtiyor.

Rapor, belediyenin yapı kontrol birimi sorumlularının, yüksek çatı örtüsünün ruhsat ve imar planına aykırı yapılmasına rağmen, bu imalatın taşıyıcı sistemi etkilediğine dair bir bulgu bulamadığını da ortaya koyuyor. Ancak, bu durum, binanın yıkılmasında kusurlu bulunanların tespit edilmesi için yeterli değil. Ailelerin talebi üzerine, Cumhuriyet Başsavcılığı, raporundaki bulgular doğrultusunda 2 kişinin hakkında “taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma” suçundan dava açtı. Ancak, tutuklu sanık bulunmaması ve iddianamenin henüz hazırlanmaması, ailelerin büyük bir hayal kırıklığına neden oluyor.

6’ncı duruşma, 24 Eylül’de Hatay 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde gerçekleştirilecek. Aileler, duruşmada, bilirkişi raporunun kesinleşmesini, kusurlu sanıkların tutuklanmasını ve en kısa sürede adalete kavuşmalarını talep edecek. Ayrıca, benzer trajedilerin önlenmesi için yapı denetim süreçlerinin ve standartların yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini vurgulayacaklar. Bu olay, Türkiye’deki yapı güvenliği konusunda ciddi bir uyarı niteliği taşıyor ve gelecekte benzer felaketlerin yaşanmaması için gerekli tedbirlerin alınması gerektiğini bir kez daha gözler önüne seriyor.