Türkiye’nin farklı köşelerinden toplanan köylüler, Danıştay önünde Akbelen’deki zeytinlik ve tarım alanlarının “acele kamulaştırılması”na karşı yasal süreç başlattı. Bu durum, topraklarının ve yaşam kaynaklarının korunması için verilen önemli bir mücadele olarak değerlendiriliyor. Davanın sonucunun, benzer sorunlarla karşılaşan diğer köylüler için bir dönüm noktası olması hedefleniyor.

Akbelen’in Yatağan Turgut, İkizköy ve diğer köylerinden temsilciler, termik santrallerin neden olduğu çevresel 피해 ve bunun sağlıkları üzerindeki etkileri konusunda güçlü ifadelerle Danıştay’a seslendi. Kanser, astım, bronşit gibi kronik rahatsızlıkların yaygınlaştığı, yaşam kalitelerinin ciddi şekilde etkilendiği vurgulandı. Köylüler, toprağını ve zeytinlerini koruma hakkının ihlal edildiğini, adalet arayışlarının sonuçlanmasını beklediklerini belirttiler. Özellikle, topraklarını koruma çabalarının reddedilmesi ve yaşamlarını doğrudan etkileyen kararların aceleci bir şekilde alınması eleştirildi.

İkizköy Mahalle Muhtarı Nejla Işık, davanın sadece Akbelen için değil, tüm Türkiye’deki köylüler için bir emsal teşkil etmesinin önemine dikkat çekti. ‘Enerji politikaları’ ve ‘kamu yararı’ gibi kavramlar altında toprakların sistematik olarak yağmalandığını, bu durumun köylülerin yaşamlarını yok ettiğini savundu. Köylüler, zeytinleri, toprakları ve gelecek nesillere aktaracakları mirası koruma konusunda kararlılıklarını gösterdiler. Bu davayla, doğal kaynakların korunması ve yerel halkın haklarının savunulması için önemli bir örnek teşkil etmeyi hedeflediler.