Türkiye’nin eğitim hizmetlerinde yaşanan fiyat artışları, velilerin karşılaştığı maliyetleri de göz alıcı bir şekilde yükseltiyor. 2026-2027 eğitim öğretim yılına adım atılırken, TÜİK’in verileri, tüketici fiyatlarındaki genel artışın eğitim sektöründeki yükselişle birleşmesiyle, ailelerin bütçelerinde ciddi bir yük oluşturduğunu gösteriyor. Eğitim enflasyonu, sadece velilerin cebini değil, aynı zamanda eğitim sisteminin erişilebilirliğine dair önemli soruları da beraberinde getiriyor.
Devlet okullarında öğrenim ücreti olmaması, ilk bakışta bir avantaj gibi görünse de, kırtasiye, kıyafet, beslenme ve ulaşım gibi kalemler, öğrencinin okula başlama maliyetini önemli ölçüde artırıyor. Yapılan hesaplamalar, bir öğrencinin okula başlamak için 81 bin TL’yi, yıl boyunca eğitim giderleri için ise bazı durumlarda 155 bin TL’yi aşabileceğini ortaya koyuyor. Bu durum, özellikle ekonomik koşulları yetersiz olan aileler için büyük bir zorluk teşkil ediyor.
TÜİK’in ağustos 2025 verilerine göre eğitim hizmetlerinde yıllık fiyat artışı %53,44’e ulaşmış durumda. Bu oran, genel enflasyonun (%31,51) yaklaşık 22 puan üzerinde gerçekleştiğini gösteriyor. Eğitim grubunun TÜFE sepetindeki ağırlığı (%2,02) düşünüldüğünde, eğitim fiyatlarının yıllık bazda en yüksek artışı gösteren harcama grubu olduğu da dikkat çekiyor. Yükseköğretim ücretlerindeki artış da bu tabloyu daha da karmaşık hale getiriyor.